
Güncel olarak hastalara embriyo transferi yaparken embriyoların şekilsel özellikleri ve bölünme hızından yararlanılmaktadır. Ayrıca embriyoları 5-6. güne kadar kültür ortamında bekletip gelişim potansiyeli en iyi olan embriyoların belirlenmesi veya embriyoların genetik olarak incelenmesi sonucunda normal embriyoların saptanması gibi yöntemler de embriyo seçiminde kullanılabilmektedir. Son zamanlarda embriyoların HLA-G salgılamasının embriyo seçiminde önemli bir kriter olabileceği şeklinde bazı çalışmalar yayınlanmıştır.
HLA-G embriyo tarafından salgılanmaktadır. Salgılanan HLA-G’nin embriyoyu annenin bağışıklık sistemi tarafından reddedilmesini önlediği ve bu nedenle embriyonun rahime yapışma olasılığını artırdığı düşünülmektedir. HLA-G embriyonun annenin sitotoksik lenfositleri tarafından tanınmasını ve naturel-killer hücreleri tarafından yokedilmesini önlemektedir. Bu konuda yapılan birkaç çalışmada HLA-G salgılayan embriyolar transfer edildiğinde gebelik oranının anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmüştür. Teorik bilgiler ışığında bakıldığında HLA-G’nin embriyo seçiminde iyi bir kriter olduğu düşünülebilir. Ancak bu konuda henüz yeterli çalışma bulunmamaktadır. Yapılan çalışmalarda genel olarak HLA-G salgılayan embriyolar ve salgılamayan embriyolar karşılaştırılmış ve gebelik oranlarının salgılayan grupta daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ancak bu çalışmalarda hastaların büyük bölümünde HLA-G salgılayan embriyolarla birlikte salgılamayan embriyoların da transfer edildiği görülmektedir. Bu nedenle gebeliğin hangi embriyodan kaynakladığını saptamak mümkün olmamaktadır. Bu konuda kesin sonuçların elde edilmesi için hastalara sadece 1 embriyo transfer edilmesi ve HLA-G salgılayan grupla salgılamayan grupların karşılaştırılması gerekir.